Cumartesi, Aralık 17, 2011

Bazen

 içinden yazmak gelir ya bazen. Aslında o gelen yazmak değil de konuşma ihtiyacının vucut bulmuş başka bir hali oysa. Lakin ne konuşacak biri olur bazen karşında ne de senin konuşmayı başarabilecek gücün. Hani bazen susarsın ve bakarsın karşındakine ve o da sana baktığında aynı şeyleri düşündüğünüzü ve kelimelere ihtiyaç duymadan en içine dek anlaşıldığı o vakit... güzeldir. güzelden öte özeldir.
 Özel dedim de sahi özellik nedir? Bak böyle söyleyince aklım direkt kavram olan özelleştirme, kamu tarzı anlamda kayıyor. Kaçış belki de asıl düşüncelerimden. Özellik. Özel olmak. Aslında özel olmak kolaydır. Özel olabilirsin. Sen de, ben de, hatta bir izmarit bile. özelidir yani. özel olan şeyler yüklenen anlamlarla özel olurmuş. ama dedim ya, özel olmak kolaydır. Özel kalabilmek, özel kalmayı başarabilmek... Bak işte bu zor. Belki de en kolay şey bu değil mi? Ya da en azından bu olmalıydı. Sen başarabildin mi bunu? Var mı pişmanlıkların? Bilemem. Ben ise, vakti zamanında özel hatta çok çok özel olmuş biriydim. ama değerini bilemeyenlerdenim. insanların en nefret ettiği kişilerden. annelerin ''onunla konuşma, kötü çocuk o'' dediklerinden. sevilmeyenlerden. aslında sevilme gibi de bir derdim yok ya artık. eskiden vardı bak. artık sevilmiyor olmak garip acı ama çok tatlı bir zevk veriyor. ya da bu gereksiz bir şekilde kendimi kandırma girişimlerim. 
 o değilde özel değil, özel olan anlar vardır. çok özelim vardır. kimileri mükemmellikle yarışırken kimileri... kimileri ise hatırlanmamaya değer. ama özeldirler. özlenendirler.ulaşılamayacak kadar özenilendirler. hatırlamaya dahi yüz bulunamayan.
 

Cumartesi, Aralık 03, 2011

  O değil de sigaraya yeniden başlamanın vermiş olduğu dayanılmaz haz...

Özlemişim yahu keretayı. Ne de çok zaman geçirmişiz oysa birlikte. Yokluğunda daha da özlemiş olduğumu anladım. Şimdi gizliden gizliye içiyorum. Paylaşmak istemiyorum kimseyle. Sanki bilirseler büyüsü bozulurmuş gibi. Severim ben sigarayı. Öyle hızlı hızlı da içmem, güzel bir uyum vardır aramızda. Söndürdüğüm zaman gözlerim dolar, özlerim. Hemen bir tane daha yakarım. Tabi öncekinde yaşadığımı yaşayamam bilirim ama yakarım işte. Belki yaşarım diye. Ararım hep o ilk içtiğim sigaradaki tadı. Oysa o bambaşkaydı. Öyle güzel ve nefisti ki... Ardından ikinci sigaramda biter. Sonra bir daha yakarım. Bile bile, hatta daha da bile bile yine yakar ve içerim. Her birinde farklı duyguları yaşarken tek istediğim, ilk içtiğim o sigaranın tadı olmasıydı. Alışkanlık başlar sonra. Bırakmayı, kurtulmayı dilersin. Her gün yeni bir mücadeledir. Her aklına geldiği an savaşırsın ''Hayır içmeyeceğim'' diye. Sonuç...

Sonra...
 Sonra işte, özetle severim ben sigarayı. Güzeldir yani. Öyle.